Biyoritim nedir?

İnsan ömrünün başladığı andan ölüme kadar geçen sürede, fiziksel, duygusal ve zihinsel biyoritim denilen ve kesinlikle kesintiye uğramayan periyodik döngüler mevcuttur. Bu döngüler “Biyoritim” olarak adlandırılır. Biyoritimler, biyolojiik saatin grafiksel gösterimi ile insanın yaşamını çeşitli açılardan irdeler.

 

biyoritim_nedir

Biyoritim Döngülerinin Günlük Yaşama Etkileri

 

Yüksek günler

Biyoritim çizelgemiz yüksek dönemde olduğunda, iyi bir ruh hali içinde olur, enerjik hissederiz. Sorunlara hızlı çözüm buluruz, hafızamız güçlüdür, bağışıklığımız kuvvetlidir. Böylece etkileyici, sağlıklı ve güvenli olduğumuz bir dönem geçiririz. Oyuncular ve sporcular gibi fiziki aktivite gerektiren meslekten insanlar için bu dönem oldukça avantajlı bir dönemdir.

biorhythm

Düşük günler

Biyoritim grafiğinin düşüşe geçtiği eğriler, genel anlamda hissedeceğiniz bir yorgunluğu temsil eder. Olaylar karşısında çabucak pes edilen, donuk ve tepkisiz kalınan bir süreç içine girilir. Fakat düşük dönemler her zaman “kötü” veya “negatif” günler olacak diye bir algı oluşturulmamalıdır. Bu günler, potansiyel eksikliğini ve düşük enerjiyi temsil eder ki, bu da o günler içinde kendinize daha fazla dikkat etmeniz, bol bol dinlenmeniz gerektiğini belirtir.

Kritik günler

Kritik dönemlerde vücudumuz çok sık değişkenlikler gösterir. Bu nedenle hata yapmaya daha açık ve çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğumuz bir dönem içine gireriz. Kritik günlerin yorumlanması iki anahtar kelime etrafında döner: sapma ve istikrarsızlık. Burada sapma; “standart olandan ayrılma” anlamına gelir. Biyoritim araştırmaları göstermiştir ki, kişinin kritik günlerde sergilediği davranışlar ve tepkiler, normal günlerden farklılık göstermektedir. Örneğin, genellikle kibar, herkesle iyi geçinen bir insan, duygusal kritik günlerinde çabuk sinirlenen ve aşırı alıngan yapıda birisine dönüşebilir. Aynı şekilde, fiziksel kritik günlerde; normalde enerjik, hayat dolu kişilerin, bezgin, ilgisiz ve yorgun dönemler geçirdiği görülmüştür.

biyoritim_tarih

Biyoritim neler yapabilir?

* Herhangi bir insanın, herhangi bir gündeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve sezgisel durumları önceden tahmin edilebilir.

* Biyoritim grafiği, ekstra dikkatli olmanız gereken veya potansiyelinizi en verimli kullanabileceğiniz zaman dilimlerini gösterebilir.

* Partnerinizle olan uyumunuzu veya diğer kişilerle olan etkileşimlerinizi analiz edebilir.

Biyoritim neler yapamaz?

* Para… Biyoritim grafiği sadece zihinsel ritim seviyenizin yüksek olduğu zamanlarda sizi yararlı anlaşmalar yapmanız için teşvik edebilir. Gerisi tamamen size kalmış.

* Şans… Evet, şans için bir grafik çizgisi olmaması gerçekten büyük hayal kırıklığı… Biyoritim, sezgisel ve duygusal ritminizi belirleyebilir ve buna göre hareket edebilirsiniz.

* Aşk… Biyoritim, kriterlerinize uyan ve uzun süre mutlu olabileceğiniz ideal partnerinizi bulmanıza yardımcı olabilir. Ama onunla tanışmak, onu kendinize âşık etmek gibi şeyler size kalmış!

Biyoritimlerin sınıflandırılması

Fiziksel döngü; insanın dayanıklılığını, sabrını, gücünü ve sağlık durumunu belirten dalgadır.

Duygusal döngü; denge durumunuzu ve ruh halinizin pozitif enerjisini hayatınıza yansıyışını, karşınızdaki insanı anlayabilme ve empati yeteneğinizi belirtir.

Zihinsel döngü; Sözel, sayısal ve yaratıcılık kabiliyetinizi, dünyada olup bitenleri analiz etme yeteneğinizi ölçer.

Geçerli ritimleri analiz etmek, tahminlerde bulunmak için modern biyoritim teorisinin bu 3 esas ritmi ve bir de ek olarak Sezgisel Biyoritim kullanılmıştır.

Sezgisel döngü; farkındalık seviyenizi ve içgüdülerinizin kuvvetini belirler. Böylece 6. hissinize ne zaman güvenip güvenemeyeceğinizi sezgisel biyoritminize bakarak kestirebilirsiniz.

Fiziksel, duygusal ve zihinsel ve sezgisel biyoritimler, sırasıyla 23,28, 33 ve 38’er günlük zaman dilimlerine ayrılmıştır. Her bir ritim kendi içinde yüksek dönem, kritik dönem ve düşük dönemler barındırır ve her bir periyodik sürenin yarısında, kritik dönemler baş gösterir. Yani fiziksel kritik dönem 11,5 günde, duygusal kritik dönem 14 günde, zihinsel kritik dönem ise 16,5 günde bir tekrar eder. Kritik dönemin öncesinde yüksek, sonrasında ise düşük dönem süregelir.

Biyoritmin yakın tarihi

Biyoritim araştırmalarıyla ilgili, takriben 3000 yıl önce, ünlü Yunan hekimi Hipokrat’ın bedenimizin iyi ve kötü günlerin tesiri altında bulunduğunu belirtmesiyle birlikte ilk tohum atılmıştır. Bu teori, insanların hasta olup olmadığına bakılmaksızın gözleme dayalı bir fikirle ortaya çıkmış ama kaydedilmemiştir. Zira o dönemlerde iyi ve kötü günleri bilmek, zamanımıza göre daha az önem taşıyordu. Aslında çok eski dönemde ortaya atılan bu fikir ancak 19. Yüzyıl sonlarında ciddi araştırmalara vakıf olmuştur.

Biyoritim Teorisi’nin Gelişimi

Hermann Swoboda’nın çalışmaları

Hermann_Swoboda

1873-1963 yılları arasında yaşamış ve Viyana Üniversitesi Psikoloji dalında profesör olan Hermann Swoboda, belirli insan davranışlarındaki hafif düzenliliğin farkına vardı. Dikkat, beklemek ve gözlemle geçen uzunca ve yoğun bir sürecin ardından, görünüşte insanı ve onun davranış biçimlerini etkileyen kesin ve ritmik dönemselliğin (periyotların) farkına vardı. Dr. Swoboda’nın 1901 yılında Viyana Üniversitesi’nde, ilk kez“Vücut Biyoritimleri Tezi”ni ortaya sunmasının ardından, ilk biyoritim kitabını yayınladı: << İnsan Yaşamındaki Dönemselliğin Psikolojik ve Biyolojik Önemi Üzerine >>

Profesör Swoboda, Biyoritim alanında yaptığı katkılar ve kitap halinde yayınlamış olduğu son araştırmalarında <<İnsan kalıtımında yedi yıllık ritmin önemi (1954)>> gösterdiği başarılar dolayısıyla, 1951 yılında Viyana Hükümeti tarafından verilen özel ödülle onurlandırıldı.

Swoboda’nın bu kitabı, birkaç nesilden seçilmiş deneklerin gösterdiği 23 ve 28 günlük tekrarlamalara ilişkin matematiksel analizler içermekteydi. Bu kitap, biyoritim kavramını çok geniş bir şekilde ortaya koyuyor ve “modern biyoritmin” dayandığı temelleri ifade ediyordu.  Sonrasında tüm yaşamını biyoritim teorisi araştırmalarına adadı ve muazzam bir alanın keşfini sağlamış bulundu. Biyoritimlerin tetkiki artık doğmuştu.

Wilhelm Fliess’in biyoritim teorisi

FreudFliess1890

Freud (solda) ve Fliess (sağda)

Bu sırada eş zamanlı olarak Almanya’da başka bir bilim adamı biyoritim araştırma faaliyetleri gerçekleştiriyordu. Bir anlamda, artık biyoritimlerin iki ana başı vardı ve bunlar birbirinin farkında değildi.

Garip bir rastlantı ile Swoboda’nın psikolojik bakış açısından araştırmalarını yürüttüğü hemen hemen aynı dönemde, Berlin’de burun ve boğaz doktoru olan, 1859 doğumlu Wilhelm Fliess; 23 ve 28 günlük dönemsel davranış biçimlerini gözlemliyor, farklı mesleki pratiklerle benzer malumatlar topluyordu. Farklı zamanlarda meydana gelen 23 ve 28’er günlük döngülerde bedenin olaylara karşı güçlü ve zayıf yanıt verme şekillerinin, fiziksel ritim ve duygusal ritim döngüleriyle eşleştiğini gözlemledi. Biyoritimler ve davranış biçimleri arasındaki bağlantıyı ilk fark eden ve yayım yoluyla duyuran da kendisi olmuş, “Hayatın yönü” adlı bir kitap yayınlamıştır. Dönemin bir başka devi olan Sigmund Freud, kendi psikoanalitik çalışmaları sırasında Fliess’in teorilerine sık sık müracaat etmiştir.

Alfred Teltscher’ın zihinsel döngü keşfi

1920’nin sonlarında Fliess hayatını kaybettiğinde, teoriyi ele almaya başlayan isim, bu kez bir doktor değil, mühendis ve matematik alanında eğitim gören Alfred Teltscher adlı öğrenciydi. Öğrencilerin puanlarındaki sürekli değişkenliği ve zihinsel kapasitesindeki iniş-çıkışların sebeplerini inceledikten sonra 33 günlük “zihinsel” dönem şablonunu tespit etmiştir. Fiziksel ve duygusal ritimde olduğu gibi, aynı şekilde zihinsel biyoritmin de vücudun biyolojik saati tarafından kontrol edildiğine kanaat getirdi.

Sonuç olarak,  günlük yaşamda, biyoritmik döngülerimizin farkında olduğumuzda, çok daha etkin ve verimli faaliyetler içinde olabileceğiz. Gelin biyoritmi birlikte keşfedelim, hayatın farkında olalım…

Cibuu

Yorum Yap